Siverek Tarihi

editör ~ 30 Mart 2012 ~

Siverek Şanlıurfa ilinin bir ilçesidir. Şehrin nüfusu 2008 yılına göre 110.744’dür. 1973’te 43.000 olan nüfusu 1990’da 63.049’a, 2000’de 126.820’ye çıkmış, 2007’de 108.094’e düşmüştür.
Siverek Güneydoğu Anadolu Bölgesinde Şanlıurfa’ya bağlı bir ilçedir. İlçe nüfusunun çoğunluğu Zazalar ve Kürtler olup, Karacadağ yöresinde Türkmenler, ilçede çok az da Arap vardır. Şehir merkezinde oturanların büyük bölümünü oluşturan Zaza nüfus, çevresindeki Diyarbakır, Şanlıurfa ve Adıyaman gibi şehirlerden gerek dil, gerekse davranışlar/ilişkiler bakımından bir hayli farklılık gösteren “Siverek şehri”nin kültürel ve sosyal omurgasını oluşturmuştur. İlçe olarak bağlı bulunduğu Şanlıurfa şehrinin kültürel bakımdan Kerkük’ü andırmasına karşın; “Siverek şehir kültürü”, -Azerbaycan çizgisi üzerindeki yörelerle benzeşmektedir. Ancak son dönemlerde şehirdekilerin bir kısmının sürgün edilmesi ve bir kısmının da ekonomik sebeplerle dışarıya göçmesi ve köylerden şehre akın sebebiyle yapısal bir değişim gerçekleşmiş; Kürt ve Zaza nüfusta oransal bir artış meydana gelmiştir.Karakeçililer karacadağ eteklerine selçuklu döneminde süleymanşahla yerleşmişlerdir.siverek ve urfa yerlileride karakoyunlu türkmenlerinden oluşmaktadır.karakeçili türkmenleri baleki,muska,amini,kadıyan,cerabi,andari,bin kasım,şeyhlü,torun,gökçe,azizbeğli kollarından oluşur.karakeçililer yüzyıllar boyu kendileri aralarında evlenmişlerdir.içlerine yabancı oymakları almamışlardır.kürt ve arap aşiretleri onlara kürtçe ve arapça boy isimleri ile adlandırılsalarda karakeçililer ve karacadağ türkmenleri onlarca kürt aşiretinin ortasında türkmen geleneklerini giyimlerini,yaşantılarını sürdürmüşlerdir.kerkük,elazığ,halep,antep yörelerinede karakoyunlu ve karakeçililer dağılmışlardır.ortak benzer kültür meydana getirmişleridr.yöremiz de kürt nüfusun baskın ve dillerine karşı kıskanç olmaları türkmen ve bazı arap aşiretlerinin dil olarak kürtçeyi kullanmalarını zorunlu kılmıştır.hiç bir zaman urfada etnik çatışma olmamıştır.din duygusu ve ortak değerler etrafında birleşilmiştir…
Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde (1867 sonrası) Diyarbekir Vilayeti’ne bağlı bir kazaydı. Siverek’in bugün bağlı bulunduğu Şanlıurfa ise Halep Vilayeti’ne bağlı bir sancaktı. Urfa Osmanlı’nın son döneminde Halep’ten ayrılarak Vilayet statüsüne yükseltildi. Siverek ise Diyarbekir Vilayeti’ne bağlı bir sancak oldu. Cumhuriyet döneminde vilayetlerin sınırlarının belirlenmesi çerçevesinde Urfa’ya bağlanıncaya kadar Siverek Diyarbakır’a bağlı kaldı. Dolayısıyla idari olarak olduğu gibi sosyo-kültürel olarak da Siverek’in ilişkileri Diyarbakır ile Urfa’dan daha yoğun oldu. Cumhuriyet’e yakın zamanda sancak olmaları nedeniyle Sivereklilerin “il olma” beklenti ve istekleri, başta nüfus olmak üzere bir çok veriyle birlikte, bu tarihsel olguya dayanmaktadır.
Siverek’te, ilçe bazında, “aşiretsel” yapı da çok gelişkindir. Siverek’in belli başlı aşîretleri; Bucaklar, Kırvarlar, İzollar,Bablılar, Kejanlar, Karakeçililer, Karahanlılar, Kalenderler vs.Köylerin büyük çoğunluğu aşiret reisleri ve toprak ağalarına aittir.Bu topraklarda yaşayan insanlar Avrupada ki köleler gibi değildir.Bunlar istadiği zaman istedikleri yere gidebilirdi ve ayrıca zorla çalışmıyorlardır.ÇALIŞMALARININ KARŞILIĞINI DA ALIYORLAR.Bu köylülerin kaldığı evlerin büyük çoğunluğu toprak olup başta yılan ve fare olmak üzere her türlü böceği ihtiva etmektedir.sivereğin elektrik sorunları başta gelmektedir üst yapısı caddelerin bozuk olması sayın siverekli hemşerilerim sivereği il yapmaya ve düzeltmeye çalışalım.
Siverek’te her yıl yapılmakta olan “Şire Üzüm Festivali” ve “Geleneksel Karakeçi Bahar Şenlikleri” ilçenin başlıca kültürel etkinliklerindendir.
YIL      NÜFUS
1927:    16000 1970:    34000 1975:    41000 1980:    29000 1990:    63000 1997:    74000 2000:   127000 2005:   152000 2008:   108000

Siverek Tarihi – 2

Tarihçilerin genel ifadesiyle Mezoptamya “Tarihin Şahidi” dir. Dünya üzerinde bu kadar çok savaş yaşandığı başka bir bölge yoktur. Pek çok sayıdaki medeniyete ev sahipliği yapmış olan Mezopotamya Bölgesi, tarihin hiçbir döneminde önemini kaybetmemiştir. Bu önemini fırat ve Dicle’nin ortasındaki verimli topraklarına borçludur.Burası, biraz güçlenen devletlerin ele geçirmek istediği bölgelerin başında gelmiştir Tarih boyunca her iki nehre yakın yerlerde önemli kentler kurulmuş ve sağlam kaleler yapılmıştır. Tarihin en kanlı savaşları bu bölge için meydana gelmiştir. Hititler, Asurlar, Mitanniler, Akatlar, Urattular, Medler, Persler, Romalılar, Bizansızlar, Eyyubiler, Selçuklar, Mogollar, karakoyunlular, Akkoyunlular ve Osmanlılar bu topraklara sahip olmuştur. Bölge Osmanlı idaresine girdikten sonra uzun yıllar savaşsız bir dönem geçirmiştir. Günümüzde bu bölge(Mezopotamya) Türkiye, Irak ve Suriye’nin Sınırları içerisinda kalmaktadır. İşte Siverek Dünya Coğrafyası Açısından bu kadar önemli bir bölgenin merkezinde yer almaktadır. Tarihin ilk çağlarında Siverek ve çevresi değişik isimlerle anılmıştır. Tarih kitaplarında HALZİDİMA olarak geçen bölgenin merkezi KİNABA yani Siverek Kasabası idi.Asurlular dönemine rastlayan bu isimlendirmede bugunkü Siverek’in yerinde olduğu bilinen Kinabu şehri kanlı savaşlara sahne olmuş bir kenttir. Bazı kaynaklarda Halzi-Luka olarak da gösterilmektedir. Bu bölgeye verilen isimlerden biride Hitit-Asur-Mitanni dönemlerinde KUMMUH bölgesi olarak geçmektedir. Kummuh bölgesi Diyarbakır ile Urfa arasındaki bölgeyi kapsamaktadır. Asur vesikalarında KUTMUKHi olarak geçen bu şehir devletinin yeri, Prof. Dr. Firuzan KINAL’a göre tam olarak tesbit edilmemiştir.Hititlerin bu bölgeden çok sayıda şehir devletleri bulunmakta idi. Siverek bölgesi de batıda Kizzuwadna’ya kadar önemli kent olan İSUWA’ya kadar komşu idi. O dönemlerde adı İSMERİKA olarak geçen Siverek, Mitanni devletinin önemli şehir devletlerinden biridir. Bir süre ARAMi(SÜRYANİ) göçlerine sahne olan Siverek’in özellikle Karacadağ taraflarına Aramiler yerleşmiş ve burası için KİŞYARİ(KAŞYARI)ismini kullanmışlardır.Aramiler bu dönemlerde Siverek’te etnik olmuşlarsa da Asurluluların sürekli baskıları neticesinde bölgenin idaresini onlara terk etmek zorunda kalmışlardır. Aramiler döneminde Süryaniler tarafından ismi şebhabherrak olarak isimlendirilmiştir. Ermenilerin hakim oldukları dönemlerde Sevaverek olarak geçen ismi Arapların eline geçtıkten sonra adı Es-süveyda olarak değişmiştir.Haçlı kontluğu döneminde Siverek’in ismi Sovorak olarak haritalarda yer almaktadır. Genel Tarihçi Urfalı Metaos eserinde Siverek’in ismini Sevaragk olarak vermekte, aynı dönemlerde Ebul Farac ise ismi Sibabarak olarak yazmaktadır. Bizanslar döneminde ise ismi Sebaberak, Severak ve as-suwaida olarak geçmektedir. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde Siverek’in ismi bugünkü kullanıldığı şekliyledir.Mezopotamya Bölgesi değişik isimlerle anılmaktadır. Yunanlı Tarihçiler Dicle ve Fırat arasında kalan sahanın yukarı kısımlarını Yukarı Mezopotamya diye adlandırmaktadırlar. İslam Coğrafyacılarıda bölgeyi ada anlamında(El- Cezire) diye isimlendirmektedir. Ortalarda Urfa, Mardin ve Diyarbakır bölgelerinin en fazla dikkat çektiği, El-Cezire mıntıkasının genel hatlarıyla batısında Şam, batısında Antep, Maraş, ve Malatya, doğusunda Doğu Anadolu Bölgesi, güneyinde ise Irak yer almaktadır. Ebu’l Fida’ya göre bu saha kuzeyda Malatya ve Amid(Diyarbakır) ile başlar, güneyde Anbar’dan Tekrit’e uzanan bir hatla Iraktan ayrılır. El-Cezire bölgesinin en büyüyk şehri Dicle üzerindeki Musul olan Diyar-ı Riba, Fırat üzerindeki Rakka(daha yukarıda Urfa) eksenli Diyar-ı Mudar ve Amid merkezli ve en küçüğü sayılan Diyar-ı Bekir olmak üzere üç mıntıkaya taksim edilir. Bugün El-Cezirenin kuzeyi Türkiye, güneyi ise Irak topraklarında yer almaktadır. Siverek Diyar-ı Mudar şehirlerinden biridir. Coğrafyacılar ve Tarihçiler bu bölgeden bahs ederken kullandıkları “Bilad-ı Şarkiyye” ismi anlam olarak Doğu Vilayetleri kelimelerini karşılamaktadır. Selçuk’lularda Eyyubi’lerde ve Osmanlı’larda kullanılan Bilad-ı Şarkiyye, Doğu Karadeniz Bölgesini dışarıda bırakacak şekilde, Trabzon’dan İskenderun’a çekilecek bir hattın doğusunu ifade etmektedir. Mesela Selahaddin-i Eyyubi’ye göre kuzeyde olmasına rağmen onun 1182-1185 yıllarında gerçekleştirdiği sefer ve fetihler “Şark icraatları” olarak kaydedilmektedir.Aynı şekilde Türkiye Selçuklu Sultanı İzeddin Keykavus’un Haleb şehri öncesinde Urfa ve Harran üzerine yürüyüşü de “Melik Eşrefin elinde bulunan Bilad-i Şarkiyye’ye gidişi…” başlığı altında zikredilmekte ve olaylar anlatılırken Hısn-ı Keyfa(Hasankeyf), Meyyafarikin(Silvan), Amid(Diyarbakır), Ruha(Urfa), Harran, Siverek, Sincar, Halep ve Tell başer gibi yerlerden bahsedilmektedir. Yukarıda coğrafi mekanını tarihi kaynaklar ışığında belirlemeye çalıştığımız Siverek ve çevresi bugün Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde Güneydoğu Anadolu Bölgesinde Şanlıurfa vilayeti sınırları dahilinde yer almaktadır.